Karalamalar Vol.11
- Bir Pazar kahvaltımızda yumurta yapacaktık, piknik tüpü, yumurta, yağ bulduk, daha sonra yanında meşrubat açtık ama buzluydu, plastik bardaklara doldurduk, erimesini beklerken aceleci bir arkadaş ben buzu eritirim dedi ve yanan tüpün üstünde bardağını tuttu, sıcağa dayanamayan plastik bardak eridi ve içecek yere boşaldı. Bu zeki arkadaşın memleketinin dağların kıyıya paralel olduğu bir bölgeden olduğunu söylememe gerek yok herhalde.
- Bir yemekte tatlı olarak tanınmış bir markanın pudingi vardı ve ilk kez ambalajlı gıdalar arasında bilinen bir ürünü tüketiyorduk, bizi baya düşünüyorlar dedim içimden, dağıtılmasının sırrı son kullanma tarihindeydi, on gün kalmıştı pudingin teskeresine.
- Askerde ekmekler bayat olur bir kez yapılır, on öğün dağıtılır diye söylenir, ama biz her gün fırında pişen ekmeğin kokusunu burnumuza çekip kahvaltıya giderdik, taze ekmek tüketirdik.
- Bazukayla çekilmiş fotoğrafların, avcı hikâyelerinin ötesinde bir dünya var içeride. Madde bağımlısı, sabıkalı, cami hocası, inşaat işçisi, müzisyeni, elektrikçisi hep bir aradayız, aynı çatı altında birleştik, silah arkadaşı olduk. Dışarıda belki birbirimizin yüzüne bakmazdık ama burada hepimiz birdik.
- Bir ilköğretim okulunun öğrencileri bizlere mektup yazmış, öğretmenlerinin bir kompozisyon sınavı olabilir, bulunduğumuz kışlada görebileceğimiz yerlerde asılıydı ve hepsini okudum. Onların yüreğindeki ufkun genişliği insana dar zamanda güç veriyordu.
- Acemi birliğinde ve usta birliğinin ilk zamanlarında her nerede toplu şekilde bulunursak bir usta asker mutlaka bize bakarak memleketinin plakasını sorardı, “aranızda 34 var mı?” gibi, çömezler (iki alt tertip) geldiğinde ben de aynısını yaptım ve memleketimin plakasını onlara sordum, iyice asker gelenek ve göreneklerini benimsemiştim.
- Burada her şey şafak hesabına göre yürür, banyo, yemek sırası, mıntıka sırası vb. Ve şafak azaldıkça eşek şakaları yapılır, 300’den düşünce parkanın kapşonunu yırtarlar, 200’den düşünce fanilayı yırtarlar. 100’den düşmek en önemlisiydi artık çift rakamlara ulaşılmıştı ve bir üst tertipler kimi bulsa ıslatmaya başladı. Ben pek fazla ıslanmadım ama beş kova su yiyen zatüre adayı tertiplerim çoktu.
- Daha önceki hikâyelerimi okuyan bir komutanım vardı, hikâyeleri benim yazdığıma inanmadı ilk, daha sonra inandığında “benden de bahset o zaman bir sonraki yazdıklarında” dedi. Komutanım bu hikâyem size;
Komutanım internetten parçalar indirirdi, beni kırmadı ve “where is my mind” parçasını da indirdi. Dizüstü bilgisayarından şarkıyı açtı, odadan dışarıya çıktım, kahve bardağım elimde ve gece yarısı manzaraya karşı “where is my mind” dinledim, sağolun komutanım.
“- Bazukayla çekilmiş fotoğrafların, avcı hikâyelerinin ötesinde bir dünya var içeride. Madde bağımlısı, sabıkalı, cami hocası, inşaat işçisi, müzisyeni, elektrikçisi hep bir aradayız, aynı çatı altında birleştik, silah arkadaşı olduk. Dışarıda belki birbirimizin yüzüne bakmazdık ama burada hepimiz birdik.”
Bu kısım hoşuma gitti ve önemli!