07/03/09 1427 hours
Aklıma estikçe birşeyler karalayacağım, her gün bir olay yaşandığını varsayarsam, döndüğümde deneme bile yazarım.
- İlk hafta sonunda tüm hayatım burada geçmiş hiç sivil hayatım olmamış gibi hissettim, RDM ( Rehberlik Danışmanlık Merkezi)
psikoloğu genelde olan şey bu dedi, ama o his çok acaipti, yemin töreninde ailemi ilk kez görmüş gibi hissettim, 28 gün sadece ankesörlü telefonla konuşunca
- Bir sabah 06:30′da sıraya girmeyen 2. takımdakileri çavuş istikamet verdi, süründürdü, sabah sabah 200 kişinin yeşiller arasında yerde sürünmesi, kelebekler vadisindeki caretta carettaların denize ulaşma çabasındaki gibi görüntü oluşturdu.
- Sessizlikte uyumaya alışıkken, 250 kişilik koğuşta horlama melodileri arasında uyumaya bile alışıyor insan zamanla, geceleri uykusunda marş söyleyeni de çıkıyor, sevdiğinin ismini sayıklayan da…
- Televizyonu er gazinosunda en önde izleyen usta askerler birer de ayaklarını uzatmak için sandalye koymuş izliyor, bir nevi kendilerini protokol gibi görüyorlar…
- Cam bardakta su içmek, demleme çayı ince belli bardakta içmek ve taze ekmek özlenen şeylerin en başında yer alıyor, bu daha en hafifleri, insan sivilde kıymetini bilmediği ne var ise, burada kıymetini anlıyor…
- Komando seçimleri oldu ve check up için İzmir’de Hatay asker hastanesine gidip geldik,kontroller sırasında istirahatlerde dahi hastaneden çıkamadık, otobüs bizi bulunduğumuz kışladan aldı, hastaneden yine kışlaya getirdi ve tam bir hapis hissiydi,sivil hayatı görmek ama ona dokunamamak, diş fırçası almam gerekliydi ve hastanede hiç tanımadığım birinden rica ettim, karşı caddeye geçti eczaneden aldı geldi, muhabbet ettik, 2 yıl kadar hapise girmiş çıkmış, o zaman şu anki halime şükrettim, daha da kötüleri olabiliyormuş…
- Teneke tabaklarda yemek yemekten bıktım ama mecburum ve sivilde tabldot yemek lokantasına asla gitmeme kararı aldım.
- Fazla sosyal aktivite yoktu ilk zamanlar ve çavuşlar eğitim alanında haftasonu maç yaptı, normalde futbol sevmememe rağmen, Barcelona - Milan maçı gibi izledik tüm bölük
- İlk çarşı iznimizde dört kişi Konak ve Kemeraltı gezdik ve tam da asker kaynayan yerler olunca, kabak gibi sırıttık, bir sonraki çarşı izninde tek başıma takıldım, ilk sefer izinde yaptığımız demleme çaya doymak ve deniz kenarında gezmekti. İkinci sefer yalnız takılıp izin kullanırken Starbucksta kahve içtim, kışla içinde sürekli bozuk para ile çalışan makina kahvesi sonrası beyaz çikolatalı moccha zemzem suyu gibi şifalı geldi. Saç imajımdan dolayı asker olduğum ortadaydı ve kaldırımda yürürken birkaç kız yolunu değiştirdi ve halime güldüm, bir nevi canavar sayılıyoruz, ama onlar da haklı, çoğunluk ne yapıyorsa hep öyle sanılıyoruz. Kışla içinde de bu böyle, bölükte komuta uymayan, adam gibi marş söylemeyen olunca, istikamet verilip sürünme ve ördek yürüyüşü gibi oyunlar oynuyoruz…
- Kızılay’dan ekip geldi, gönüllü kan bağışçıları arıyordu, 450 kişiydik, kimisi hastalık, dövme, piercing gibi çeşitli sebeplerden elenirken olası aids virüsünden dolayı da elenenler oldu, görevli doktor duyuru yaptı bir sene içinde para karşılığı cinsel ilişki yapanlar ayrılsın dedi, elemanın biri isyan etti, ” adam bana bir senedir diyo, ben yirmi senedir ilişkiye girmedim.” Kızılay’a kan bağışlayacak 129 kişi kaldık ve meyve suyu, kek ikramından sonra 450şer ml kan bağışladık, akşam yemeğe geç gittik ama kan verdiğimiz için, hoşafı çift kase verdiler..
- Duyuru yapıldı, iki senelik üniversite mezunlarından kendine güvenenler çıksın diye, uzun dönemler içinde en çok okul görenlerdik, elimi kaldırdım çıktım, çavuşlardan soran oldu, össden kaç puan aldın diye vs. sandım ki güzel bir görev bizi bekliyor, sonra dört kişi olunca gönüllü, uzman çavuş aldı cephaneliğe götürdü bizi ve boş kovan saydık, mantığın olmadığını anladım, 1500. mermide.
- Havaalanına yakınız ve uçaklar üstümüzden inip kalkıyor, trenin de düdüğü duyuluyor, biz özgürüz diye haykırıyor,aynı anda yan birlikten kalkan helikopterler ve eğitim alanında atış sahasından gelen silah sesleri arasında istirahat ederken ben nerdeyim ne işim var burda diye sorguluyorum