Karalamalar Vol. 8

07/03/09 1434 hours

- Yaptığı hata sonucu diskoya (disiplin koğuşu) gidecek biri vardı, beş gün içeride kalacaktı, ankesörlü telefonda ailesini arıyor ve ekliyor: ben haftaya beş gün dağa çıkacağım operasyon eğitimi için kamp kuracağız, sizi arayamayacağım dağdan inene kadar merak etmeyin.

- Yemin töreni arifesi gece, berber herkesi traş etti, ben traş olmadım, zaten içeri girmeden olmuştum efendi efendi, yatak numarasına göre gece uyandırılıp traş edildi millet ve Türk askerinin yemin töreninde amerikan stil traş oldu mantar gibi kafalar, kep altı da denir buna içeride.

- Bu ortama has tabirleri, jargonları ve terimleri öğreniyoruz, bir söz varmış doğuda ; “kimse kimsenin mayınına basmaz.” alın yazısı buraya göre anlatılmış…

- Aşırı yağmur yağıyordu, eğitime ara verildi, iki senelik üniversite mezunları el kaldırsın dediler, sonra da yüzmeyi bilenler kalsın dediler, sonra iyi yüzme bilenleri seçtiler, millet sanıyor ki sat komandosu yapacaklar yüzme bilenler seçildiyse. Bir defa cephanelik için sazanlık yapmışım kaldırır mıyım elimi ? On kişi olunca tuvalet temizliğine gittiler, ama hala çözemedim, acaba yüzme bilenleri yağmurdan dolayı mı seçtiler ?

- Son gün iştima sırasında takımdaki serseriler ceplerindeki poşetleri çıkardı, şişirip patlattı. Sebebi de kısa dönem çavuşlara askeriyede poşet denmesi…

- Cem Yılmaz’ın er gazinosu hikayesini, er gazinosunda izledim, canlı canlı izleyince , yani izlerken uygulamasını da yapınca ortam unutulmazdı. Alkışlarla, ıslıklarla izledik…

- Hangi akla hizmet, hala çözemediğim bir diğer şey ise bir gece rüyamda Tuğba Ekinci’yi görmekti, hakkaten şarkısındaki gibi uykuda mevlam onu bana gösterdi ama bu kadar asker psikolojisi ve bilinçaltı yeterli bana…

Posted by edural in Karalamalar, Uncategorized* Comments (2)

Karalamalar Vol. 7

07/03/09 1434 hours

- Buranın gelenek ve görenekleri ne ise onları yapmaya çalışıyorum, adet yerini bulsun diye, mektupla da haberleştim, sonra gelen mektupların üstünde “okundu” kaşesi olunca vazgeçtim, elektronik postaya ve ankesörlü telefona devam…

- Fotoğrafçılık sivilde hobim, arkadan jetlerin geçtiği, güneş batarken bir çehremin opacity düşürülmüş ufukta, diğeri objektife bakan pozum olmadan burayı terk etmeyeceğim…

- İlk zamanlar sabah kahvaltıda teneke bardağa çayı full doldurunca verilen bir poşet şeker yetmiyor diye çayı iki günde bir içiyordum, bir gün öncesinin şekeriyle. Sonra aklıma geldi çayı az koyup tadı almayı, derişik çözelti seyreltik çözelti olayı…

- Evimi hayal ederken hep çatı katında yatak odam olsun isterdim, tepede de bir pencere, geceleri uzanıp yağmuru izlemek için. Koşuşta ranzanın üstündeyim ve karşımda da havalandırma penceresi, burası da yağmurlu bir yer ve arada bir geceleri uyanıp izliyorum yağmuru, çatıya düşen yağmur damlaları ve gökten çakan flaşlar eşliğinde

- Akşam yemek sonrası eğlence mekanımız çay ocağımız, cam bardak. Her zaman Kral Tv açık, içeceklerimiz demleme çay, aromalı çaylar ve salep. Muhabbet ediyoruz Semih ve Ömer ile. Sivildeki anıları anlatıp hey gidi günler yapıyoruz, sonra burayı tekrar hatırlıyoruz bardaklarımızı tokuşturuyoruz ve ” en kötü günümüz böyle olsun” diyoruz. Ömer’e diyorum: ” sahlepi fazla kaçırma, seni koğuşa kadar taşıyamayız.”

Posted by edural in Karalamalar, UncategorizedYorumlar (0)

Karalamalar Vol. 6

07/03/09 1433 hours

- Burada gariban modda insan da çok, akşam yemekte puding var, adam pudingi yemiş, plastik kaseyi de yalıyor, midesine güvense, enzimlerinin parçalayacağına da inanıp kaseyi de yiyecek…

- Her erkek kesinlikle burayı görmeli aslında, disiplini öğrenmek gayet güzel, iş hayatında çok işe yarayacak, zamanında hazır bulunmak, mesaiye tam saatinde başlamak, bir işi zamanında teslim etmek vb…

- Biz o kadar birbirimize bağlıyız ki, birimiz eksik olsun hareket edemiyoruz, birisi yoksa nerede olduğunu öğrenene kadar bekleriz, yağmur da yağsa saat geç de olsa…

- İlk gün oryantasyon dönemi gibi saf saf dururken dışarıda bir çavuş bir elemana türkü söyletti, eleman bir dize söylüyor susuyor , başka türküye daha geçiyor onun da ilk dizesi sonrası ses yok, komuta soruyor “oğlum ne iş?” elemanın cevap: “unuttum komutanım” ah be tertip; daha neleri unutacağız…

- Bir gün koğuşta usta askerler birini ortaya almış, nasıl dövüyor palaskalarla, acaba ne suçu var diye merak ettim, meğer saydığı şafak çift rakama düşmüş diyeymiş, yani 99 günü kalmış diye kutlamaymış, eğlence anlayışıma yeni boyutlar ekleniyor…

- Elemanın biri çarşı izni dönüşü votka şişesi ile yakalanıyor ama boş, neden peki ? Eleman çarşıda 35lik şişeyi devirip cepte unutuyor, içeri girişe yakalanıyor, sonrası mokoko…

- Casio’nun üretmeyi akıl etmediği, kimsede olmayan saat bizde var, şafak saati, ayarlanıyor 460′a her gece 00:00′da bir eksiliyor ekrandaki sayı, ismi teskere saati…

- Yemin töreni sonrası, sonra dışarı çıktım evci izni için, nizamiyeden çıktıktan sonra sanki yeni gezegen keşfetmiş gibiydik uzun süre buradan ayrılmayınca, ama taş örnekleri değil, bol bol kebap örnekleri topladım.

- Faranjit olduğum gün spor yapamadım,göğüs ağrımdan, spor yaptıracak çavuş spor izni verdi ama 100 izmarit toplamak şartıyla

- Yemekten sonra seminer var duyurusu yapıldı gittik, ama çok kişi arazi oldu, görevli çavuş dedi, yarın sabah size cezaya kalan eşşekler ayrılsın dediğimde siz ayrılın sıradan , geri kalanın ifadesini alayım dedi, sabah oldu çavuş ” cezaya kalan eşekler ayrılsın” dedi, biz de ayrıldık, geri kalanlar istikamet yedi, ördek yürüyüşü vb. Ne olduğunu algılayamadılar, sonra şnav zamanı biri çıktı endişeli bir ses tonuyla “komutanım yanlış eşeklere ceza veriyorsunuz galiba” dedi, seminerden kaçarsınız ha =)

- Sivilde insomniac adamdım, burada sabahları uyandığım saat sivilde ayakta olduğum saatler ama uykuyu sevmeye başladım, uyku beni buradan uzaklaştırıyor 6 saat boyunca bir lucid dream mesafesinde…

- illa hep kötü şeyler olacak değil ya, sivilde iş hayatında kronik yorgunluktan gözüm seyirmeye başlamıştı, psikopat bir görüntüydü, çivi çiviyi söktü belki de ve burada geçti gözümün seyirmesi.

- Her gün düzenli yürüyüş, spor yapıyoruz, temiz havayı içimize çekiyoruz, yeşillikler içindeyiz; metropollükten, korna sesinden ve egzos kokusundan da uzağız.

- Aynı saatte yenilen yemekler sonrası düzenli beslenmeye de geçtim ve kilo aldım veya sebebi iştah yasak olmadığındandı.

- Cumartesi çarşıya çıkmıştık, pazar istirahatliydik eğitim yoktu ve öğlen yemek sonrası maaşımız dağıtıldı, iki aylık 25.300 YTL, ama fazla kişi olmasından dolayı almamız uzun sürdü ve ne cam bardağa gittik ne fast fooda ne de gazinoya, istirahat yalan oldu, paramızla rezil olduk.

Posted by edural in Karalamalar, UncategorizedYorumlar (0)

Karalamalar Vol. 5

07/03/09 1432 hours

Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) filmindeki Morgan Freeman (Ellis Boyd ‘Red’ Redding) hapisten çıkınca, kasabada markette işe başlamıştı ve market müdüründen tuvalete gitmek için izin almıştı, müdür de bunun için izin alma benden demişti, ama Red birçok şeyi uzun yıllar boyu izinle yapmıştı.Vazifem bitip sivil hayata döndüğümde yapacağım herhangi birşey izin alırsam diye endişe ettim şimdi…

Posted by edural in Karalamalar, UncategorizedYorumlar (0)

Karalamalar Vol. 4

07/03/09 1432 hours

- İlk geldiğimiz gece stresten, horlama seslerinden ve 250 kişiyle aynı yerde uyumaya alışık olmadığımdan uyuyamadım, sonra sabaha doğru içim geçmiş, uykuya doğru ilerlerken, “koğuş kalk!” nidasını melodi yapmış olan bir nöbetçi er uyandırdı bizi ve gözlerimi açtım, heryer ranza dolu, kabus gibiydi, bir daha gözlerimi kapadım açtım, hepsi gerçekti…

- Askeriyede hele de acemi birliğinde bir mantık vardır, sıraya girilir, sayı alınır öyle bir yere gidilir, koğuşlara, eğitim alanına yemeğe vb. giderken marşlar söylenir, uygun adım gidip gelinir, kollar sallanır, dizler çekilir. Ama bu sırada olunması gereken asıl yer ortalardır, her an bir rütbeli, en ön sıra, sondan üç sıra, sağdaki ilk manga vb. seçerek temizliğe, birşeyler taşıtmaya, kendi işini yaptırmaya seçebilir.

- 1 Nolu Er Gazinosunda (biz su bardağında demleme çay içilen bir yer olduğundan dolayı cam bardak deriz) sürekli Kral Tv açıktır, sesler, bağırışlarla izlenir klipler. Nedenini hala çözemedim, Hadise’nin kliplerinde çıt çıkmıyor…

- Başka bir mekan daha var, fast food deniyor, 24 saat açık tost, köfte merkezi, burada da film gösterimleri oluyor, vcd player ile. Son samurayı izlemiş Türk Askeri kantinden çıkarken yeniçeri modunda çıkıyor…

- İzmaritleri biz atıyoruz, yine biz topluyoruz, o kadar çok sigara içen var ki, birkaç defa sigaramı çakmakla değil, bir dakika evvel yere atılmış sigarayı yerden alarak yaktım…

- Üstlere karşı çıkılamadığından tertipler her an aralarında parlamaya hazır, ufak sebepten dahi kavgalar, laf dalaşları oluyor, en ses getireni, iki er arasında oldu, birinin burnu hasar gördü ve ikisi de ceza alıp askerliklerini yirmi birer gün uzattı, bu tam da buraya geldiğimiz yirmi birinci günde olunca, dört yüz altmış güne geri saymaya reset atıp baştan başladılar…

- Çorba içlerine sürekli birşeyler atıldığı söylenir, bence antidepresan da var, hafıza karıştırıcı ve sinyal bozucu da, ilk haftalar ne isyan edebildim mantıksız yasaklara ve emirlere, ne de sivile dair birşeyleri tam hatırlayabildim, geçmişle aramda şeffaf bir perde vardı ama dokunamıyordum, yavaş yavaş anımsayıp ip uçlarını birleştirdim ben de.

- Şok gazetesinin tirajı neden bu kadar fazla, burada anladım, kimse haber gazetesi okumuyor…

- Yağmur en az on beş kez üzerimde kuruyunca faranjit oldum, her tür şikayetim de vardı, öksürük, göğüs ağrısı, halsizlik, ateş, boğaz ağrısı. İlk revire gidişimde antibiyotik ve vitamin verdi, hala geçmemişti, bir defa daha gittim yine aynılarını yazdı reçeteye, üçüncü gidişimde ancak penisilin ve öksürük şurubu verdi.

- Revirdeki hemşire bir odadan diğerine giderken elli çift göz onu takip ediyor, hemşirenin hali, elli kurt içinden geçen cesur kuzu gibiydi…

- Revire çıkıp istirahat alabileceğini sananlar oluyor, bel ağrısı çekiyorum diye mesela, eleman aman aman oy oy oy diye belini tutup drama oynuyor,çok da belli oluyor, konservatuar sınavlarına hazırlandığını sanıyor, jüriyi inandırırsa ödülü de bir iğne, o iğneyi yedikten sonra akşama kadar topallayarak yürüyor…

- Akşam yemeği sonrası duyuru yapıldı, 23:00′te biz uyurken deprem tatbikatı yapılacağı söylendi, tatbikat gereği koğuşu hızlıca boşaltacağız, 21:00′de yataklara girdik uyuduk, zamanı geldi, düdük çaldı deprem var diye bağırıldı, rol gereği en hızlı şekilde koğuşu boşaltırken ” ilk önce kadınlar ve çocuklar!” diye bağırdım, anlayıp gülen olmadı, gülmeyi geçtim bir kişi bile tebessüm etmeyince anladım ne kadar yalnız olduğumu…

Posted by edural in Karalamalar, UncategorizedYorumlar (0)

Karalamalar Vol. 3

07/03/09 1431 hours

- Burada ankesörlü telefon için kontör bulmak çok zor, tuhafiye ve sigara kantininde ve herkes üçer beşer alıp anında bitiriyor, sonra da bulmak zor oluyor, iyi ki evvelden aile kart almışım, her ay 500 kontör yüklenen 3 kartım var, bir de o sıkıntı baş göstermedi, telefon kuyruğu da çok oluyor, en güzeli gece yat iştimasından sonra gitmek.

- insomniac adama yapılacak en kötü işkence de 21:00′de yat iştimasını koğuşta yataktayken almak, normalde o saatlerde yeni günü karşılamaya hazırlanırken burada uykuya dalmaya çalışıyoruz, sabah 05:45 - 06:00 arası uyanıyoruz ki bu saatler benim sivilde yeni yatağa gittiğim saatler. Yılbaşı da çok fenaydı, 21:00′de uyudum, çavuşun biri çerez getirdi herkese dağıttı askeriyeden bize jest… bir de o güne özel, akşam yemeğinde muz çıktı, gazinoda yılbaşı gezesi Ankara oyun havaları oynamışlar usta askerler, crazy dance in kayseri görmek istemediğimden gitmedim…

- Bir haftasonu er gazinosunda Cem Yılmaz’ın son gösterisinden askerlik maceralarını açmışlar, dev ekranda askerler izlemiş, sivilde izlediğimden gidip izlemedim, koğuşta izledikten sonra gelip gülerek anlatanlar vardı, ama hakkaten yaşadığımız şeylerdi, silahlı pozlar çektik, televizyon izledik, faranjit oldum aspirin ve vitamin aldım vb. o gülerek anlatanlar aslında ağlanacak hallerine gülüyorlardı…

- Müjdat Gezen’in söz yazarı, Kadir İnanır’ın futbolcu, Hulusi Kentmen’in baba rolünde olduğu film vardı, 70′lerden… Er gazinosunda ilk geldiğimiz hafta yaklaşık 150 kişi göz kırpmadan izledik…

- Sigara bir askerin gıdası gibi burada, bölük olarak istirahatte 450 kişi çömelmiş, % 70i sigara içerken çıkan duman uydudan çekilmiş fotoğrafta orman yangını gibi gözükebilir, bir elemanı gördüm, bu ana kadar içmemiş burada sıkıntıdan başlamış. Askere gelene kadar, askerde asla sigara bırakılamaz sanardım, faranjit olup göğüs ağrısı çekince bir hafta bıraktım.

- Burada iştahım açıldı, normalde fazla tüketmezken, kahvaltı, öğlen ve akşam yemekleri harici, tost, tatlı, kumru vb, aşırı tüketmeye başladım, sonra sebebini anladım, iştaha yasak yoktu…

- Komando seçmeleri için check up oluyorduk, askeri hastaneye sivil bir otobüsle gidip geliyorduk, şöför bir cd hazırlamış, damardan girdi, kara tren, sarı gelin, bayram olmuş neyime anam anam garibem vb. o türkülerle hastaneye gittik, hastanede otobüsten indik herkesin gözlerinde rutubet ve ellerinde sigara çakmak…

Posted by edural in Karalamalar, UncategorizedYorumlar (0)

Karalamalar Vol. 2

07/03/09 1429 hours

- İlk manga komutanımız kısa dönemdi, sivilde öğretmenlik yapıyormuş, narin bir adamdı ve herkes gay gözüyle bakıyordu, uzman çavuş eğitim alanında bizi gösterip ona ithafen şu sözleri sarf etti: ” burası askeriye, burada yumuşak hareket yok, sert olacak hareketleriniz, buraya sevişmeye değil savaşmaya geldiniz.”

- bazı eğitim dersleri öyle basit ki çocuk bile anlayabilir, ama her türden adam olunca, kreşte gibi animasyonlarla ders anlatılıyor. Örneğin; bir aracın gabarisinin fazla olup aşırı yükle köprüden geçmeye çalıştığında iki erden biri köprü oldu diğeri de kamyon, kamyon olan er köprü olanın önünden geçince ikisi de çömeldi, yani köprü yıkıldı, zihinsel engelliler için anlatılıyor gibiydi…

- bazısı gece traş olup yatıyor, ben sabahları oluyorum, öğlen manga komutanımız beni uyarıyor, bıyıkların uzamış gece mi traş oldun diyor, halbuki sabah oldum traşımı, bilmiyor ki imajımı kaybettim, bıyıklarım isyan ediyor çıkmak için…

- Akşamları internette çok sıra olunca akşam yemeği yemeden gelmeye başladım internet cafeye, yemek sonrası herkes hücum edince bir saat sıra bekliyoruz, sonra da 50 pc aynı ipden bağlanınca 1024k ile hiçbir site açılmıyor, zaten popüler her tür site yasaklanmış durumda, mail kontolü yapmak ve google anasayfasını görmek bile bazı zaman mucize oluyor, ama buna da şükür. Bir de çarşı izinlerinde haftasonları gidiyoruz…

Posted by edural in Karalamalar, UncategorizedYorumlar (0)

Karalamalar Vol. 1

07/03/09 1427 hours

Aklıma estikçe birşeyler karalayacağım, her gün bir olay yaşandığını varsayarsam, döndüğümde deneme bile yazarım.

- İlk hafta sonunda tüm hayatım burada geçmiş hiç sivil hayatım olmamış gibi hissettim, RDM ( Rehberlik Danışmanlık Merkezi)
psikoloğu genelde olan şey bu dedi, ama o his çok acaipti, yemin töreninde ailemi ilk kez görmüş gibi hissettim, 28 gün sadece ankesörlü telefonla konuşunca

- Bir sabah 06:30′da sıraya girmeyen 2. takımdakileri çavuş istikamet verdi, süründürdü, sabah sabah 200 kişinin yeşiller arasında yerde sürünmesi, kelebekler vadisindeki caretta carettaların denize ulaşma çabasındaki gibi görüntü oluşturdu.

- Sessizlikte uyumaya alışıkken, 250 kişilik koğuşta horlama melodileri arasında uyumaya bile alışıyor insan zamanla, geceleri uykusunda marş söyleyeni de çıkıyor, sevdiğinin ismini sayıklayan da…

- Televizyonu er gazinosunda en önde izleyen usta askerler birer de ayaklarını uzatmak için sandalye koymuş izliyor, bir nevi kendilerini protokol gibi görüyorlar…

- Cam bardakta su içmek, demleme çayı ince belli bardakta içmek ve taze ekmek özlenen şeylerin en başında yer alıyor, bu daha en hafifleri, insan sivilde kıymetini bilmediği ne var ise, burada kıymetini anlıyor…

- Komando seçimleri oldu ve check up için İzmir’de Hatay asker hastanesine gidip geldik,kontroller sırasında istirahatlerde dahi hastaneden çıkamadık, otobüs bizi bulunduğumuz kışladan aldı, hastaneden yine kışlaya getirdi ve tam bir hapis hissiydi,sivil hayatı görmek ama ona dokunamamak, diş fırçası almam gerekliydi ve hastanede hiç tanımadığım birinden rica ettim, karşı caddeye geçti eczaneden aldı geldi, muhabbet ettik, 2 yıl kadar hapise girmiş çıkmış, o zaman şu anki halime şükrettim, daha da kötüleri olabiliyormuş…

- Teneke tabaklarda yemek yemekten bıktım ama mecburum ve sivilde tabldot yemek lokantasına asla gitmeme kararı aldım.

- Fazla sosyal aktivite yoktu ilk zamanlar ve çavuşlar eğitim alanında haftasonu maç yaptı, normalde futbol sevmememe rağmen, Barcelona - Milan maçı gibi izledik tüm bölük

- İlk çarşı iznimizde dört kişi Konak ve Kemeraltı gezdik ve tam da asker kaynayan yerler olunca, kabak gibi sırıttık, bir sonraki çarşı izninde tek başıma takıldım, ilk sefer izinde yaptığımız demleme çaya doymak ve deniz kenarında gezmekti. İkinci sefer yalnız takılıp izin kullanırken Starbucksta kahve içtim, kışla içinde sürekli bozuk para ile çalışan makina kahvesi sonrası beyaz çikolatalı moccha zemzem suyu gibi şifalı geldi. Saç imajımdan dolayı asker olduğum ortadaydı ve kaldırımda yürürken birkaç kız yolunu değiştirdi ve halime güldüm, bir nevi canavar sayılıyoruz, ama onlar da haklı, çoğunluk ne yapıyorsa hep öyle sanılıyoruz. Kışla içinde de bu böyle, bölükte komuta uymayan, adam gibi marş söylemeyen olunca, istikamet verilip sürünme ve ördek yürüyüşü gibi oyunlar oynuyoruz…

- Kızılay’dan ekip geldi, gönüllü kan bağışçıları arıyordu, 450 kişiydik, kimisi hastalık, dövme, piercing gibi çeşitli sebeplerden elenirken olası aids virüsünden dolayı da elenenler oldu, görevli doktor duyuru yaptı bir sene içinde para karşılığı cinsel ilişki yapanlar ayrılsın dedi, elemanın biri isyan etti, ” adam bana bir senedir diyo, ben yirmi senedir ilişkiye girmedim.” Kızılay’a kan bağışlayacak 129 kişi kaldık ve meyve suyu, kek ikramından sonra 450şer ml kan bağışladık, akşam yemeğe geç gittik ama kan verdiğimiz için, hoşafı çift kase verdiler..

- Duyuru yapıldı, iki senelik üniversite mezunlarından kendine güvenenler çıksın diye, uzun dönemler içinde en çok okul görenlerdik, elimi kaldırdım çıktım, çavuşlardan soran oldu, össden kaç puan aldın diye vs. sandım ki güzel bir görev bizi bekliyor, sonra dört kişi olunca gönüllü, uzman çavuş aldı cephaneliğe götürdü bizi ve boş kovan saydık, mantığın olmadığını anladım, 1500. mermide.

- Havaalanına yakınız ve uçaklar üstümüzden inip kalkıyor, trenin de düdüğü duyuluyor, biz özgürüz diye haykırıyor,aynı anda yan birlikten kalkan helikopterler ve eğitim alanında atış sahasından gelen silah sesleri arasında istirahat ederken ben nerdeyim ne işim var burda diye sorguluyorum

Posted by edural in Karalamalar, UncategorizedYorumlar (0)